Tanışmalar

Yazar: Ümit TOPÇU - Deneme - 30/ 07/ 2018

Bu sabah korkunç bir baş ağrısıyla uyandım. Çok sıkıcı bir gün olacağa benziyor bu gün. En iyisi tekrar yatağa girip uyumak hayır hayır böyle uyumaya devam edersem uyuduğum süreler ayık kaldığım sürelerden daha çok olacak yaşamımda. Kafamda onlarca soru var. Onlarcada fikir bu güne dair. En iyisi soruları bir kenara bırakıp fikirler ile ilgilenmek. Yarım saatlik beyin fırtınasından sonra bu gün için en parlak fikiri buldum. Tanışma evet sihirli kelime bu Selam Bir zamanlar insanlar birbirleriyle iletişim kurmak ve sıkı dostluklar başlatmak için hiç sıkılmadan çekinmeden içlerinde zerre kadar art niyet gütmeden ilk buldukları fırsatta yeni yeni insanlar ile tanışırlardı. Ne kadar çok insan tanırsan o kadar çok selam verenin selam alanın olurdu. İletişim kurmak için, günümüz dünyasında olduğu gibi özel dersler almaya giyim kuşam için imaj beykırlara da gerek yoktu. Eski zamanlarda sıcak bir merhaba dedikten sonra elini uzattığında arkadaş oluverirdin hiç tanımadığın bir insanla. Gözlerinin rengi üzerindeki kıyafetin markası ve modeli hiç önemli değildi. Zira göze güzelliğini veren rengi değil bakışlarındaki samimiyrtti bir zamanlar. İlk aşk zor tanışma İlk gençlik yıllarında şimdiki gibi böyle pat diye söylenemezdi. Seni seviyorum diyebilmek için defalarca prova yapılırdı ayna karşısında. En yakın arkadaşlardan dostlardan destek istenirdi eski zamanlarda. Ha çokta eski değil bu zamanlar. Aşk mağsumdu sevgilinin karşısına çıkıldığında eli ayağı titrerdi delikanlının ve genç kızın. Oysaki delikanlı senaryosu yeni yeni yazılmaya başlanan filmin esas oğlanı genç kız ise esas kızıydı. Fakat filme başlamak cesaret isterdi biraz. Önceleri uzaktan bakışmalar gülümsemeler. Sonra aşk tanrısı ve tanrıçaları yakın dostlar sayesinde tanışmalar gerçekleşirdi. Mağsumane bir biçimde. Ya küçük şirin bir pastahane ya da parkta bir ağaç altında gerçekleşirdi bu tanışma seranomileri. Ne kadar da kolaymış denirdi aynı günün gecesinde pencere kenarında. Esas olmak öyle sanıldığı kadar zor değilmiş. Çünkü temeli alabildiğine dürüsttü bu ilişkilerin. Tek zorluk tanışabilmekteymiş meğerse denir ilk buluşmada. Sevgi mağsum ve dürüst olduğu için tanışmak duygularını sesin ve dizlerin titremeden açmak zor işti eski zamanlarda. Kapıları açmak Tanışmaktan kapıları çalmaktan hiç çekinme cesur ol. Ve medeni duyguların alabildiğine korkusuz olsun. Çalıştığım gazetenin genel yayın yönetmeni beni gazeteye kültür sanat yazarı olarak kabul ettiği ilk gün böyle söylemişti. Doğrusu tarifsiz bir moral ve cesarete dönüşmüştü bu sözler o zamanlar. Şimdi yıllar sonra düşünüyorumda çok haklıymış. Zira o güne kadar defalarca birçok kapıyı çalmış kendimi tanıtmak için fırsat yaratmaya çalışmıştım. Fakat birçok insan çoğu üst düzey yönetici ya da belli bir kariyer sahibi kişi tabiri caizse kendini dev aynasında gören ne oldum delisi bu insanlar ile iletişim kurmak neredeyse imkansızdı. Çalıştıkları yayın organlarındsaki yazılarını takip etmeye başladım. Hatta birkaç tanesinin özel hayatını araştırdım. Ne yazılarının benim yazılarımla nede özel hayatlarının benimkinden bir üstünlüğü yoktu. Tek farkları kibirleriydi. Şimdi yıllar sonra bütün hayatım boyunca işime yarayacak olan felzefemi bıkmadan usanmadan uygulamaya devam ediyorum. Önüme çıkan bütün kapıları çalıyorum. Arada tek bir fark var eskisinden. Şimdi çaldığım bütün kapılar açılıyor. Zira ben artık kapıları doğru çalmasını öğrendim ve korkmuyorum. İletişimsizlik çağı Sonunda bu da oldu. Çok yakın bir arkadaşımın yoğun ısrarlarına dayanamadım ve yine aynı arkadaşımın yardımıyla bir arkadaşlık sitesinde bir sayfam oldu. Gün be gün yeni yeni arkadaşlarım oluyor internet alemide. Üstelik birçokunuda tanımıyorum. Tuhaf tuhaf resimler paylaşılıyor. Kimisi yediği yemeğin içtiği içeceğin resmini defalarca dağıtıyor sanal bir biçimde. E nede olsa bedava. Arada sırada aklı başında arkadaşlarım parantez içinde hiç yüz yüze gelmedim. Bu insanlar elle tutulur gözle görülür nitelikte yazılar yazıyorda okuyorum. Zaman içinde bizim eski usülde tanıştığımız göz göze geldiğimiz dostlar ile de tekrar arkadaş oluyorum intrnetnette. İlk zamanlar hoşuma gitsede bir türlü kontrol olamıyorum bu teknolojiye vazgeçemiyorumda. Zaman ilerlerliyor arkadaşlar bir azalıyor bir çoğalıyor. Kafam her zamankinden daha karışık herşeyi insan icadı olan bir programa soruyorum. Oysa eskiden öylemiydi. Gazeteleri gider baiden alıp okurdum. Bütün bilgilere kitaplardan ulaşırdım. Şimdi şöyle bir bakıyorumda biz değilde teknoloji bizim hayatımıza hükmeder olmuş. Bu gidişe bir dur demek için söz konusu arkadaşımın yanına gittim ve kendim beceremediğim için malum sayfayı yok etmesini istedim. Elveda sanal dostluklar. Merhaba eski ben. Çiçeği burnunda bir yazar adayı çaldı kapımı bu gün. Biraz fazla heyecanlı olduğu sesinin ve dizlerinin titremesinden kolaylıkla anlaşılıyordu. Bir kağıt uzattı,masamın üzerine bıraktı. Bir cv ydi alıp okudum. Üç sayfalık bir de yazı getirmişti yanında. Bir çırpıda okudum yazıyı sonra gözlerinin içine baktım derin derin ve döndüm delikanlı sende iş var hayatın boyunca kapıları çalmaktan korkma dedim. Tıpkı bir zamalar bana söylendiği gibi.

SON